Butur Turizm Fuarı 2018
Montania Hotel
Sheraton Bursa Hotel
Teknik Oto
Özel Zeynep Anaokulu

Işık ülkesinin başkenti: Patara

Patara Antik Kenti, Engin Çakır
Patara Antik Kenti

Likya, plaj, Mettius Modestus Zafer Kapısı, St.Nicholas, Xanthos, Caretta Caretta, Apollon, Korint Tapınağı, Liman Hamamı, Hadrianus Ambarı, dünyanın ilk parlamentosu, seramik fırınlar, sütunlu cadde, tiyatro, su sarnıcı ve deniz feneri… Tarihin bu kadar eskilere gittiği, yoğun yaşandığı, sapasağlam ayakta durduğu, nefes aldığı; denizin ve plajın bu denli büyülediği nadir yerlerden birisi Patara. Biraz vakit ayırın, birlikte göz atalım. Sonra zaten valizinizi toplarsınız.

Tatilden ince kumlu güzel bir kumsal ve sıcak bir deniz arıyorum diyenler size sesleniyorum. İlk 20 metresi sığ, açığa doğru da hemen derinleşmeyen bir denize sanıyorum itirazınız olmaz. Çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemlisi, tam 18 km. Genişliği yer yer 200-300 metreyi buluyor. Kumdan kaleler yapmak için harika. Dileyen rüzgar sörfü için uygun şartları da bulabilir üstelik. Tamam artık çok sakin bir kumsal değil bahsettiğimiz, oldukça kalabalık. Ama sahilin kendisi de öyle ele avuca sığmaz cinsten. Dünyanın en uzun plajlarından bir tanesi. Böylelikle bu kadar kalabalığa rağmen sakin bir sahil demek hiç de yanlış olmaz. Kumsalın bu kadar büyük olması; naturist ve nudistlerin rahatlıkla çıplak olarak yüzüp güneşlenebildikleri bir sahil olmasını dahi sağlıyor.

Patara plajı, Antalya-Muğla sınırını çizen Eşen Çayı’nın doğusunda bulunuyor. Eşen Çayı’nın ikiye böldüğü kumsal, Özlen Adası önüne kadar uzanıyor. Kumsal o kadar geniş ve büyük ki; bir zamanlar, Yeşilçam filmlerinin çöl sahneleri burada çekilmiş. Sahilden esen rüzgarlar, kumu ovaya doğru ilerletiyor. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 1986 yılından bu yana, ağaçlandırma çalışmaları sürdürülüyor. Okaliptus ve Kıbrıs akasyaları dikilmiş. Kumuldaki bu dikim, o kadar yoğun olmuş ki; yapılan iş erozyon kontrolünden çıkıp, orman oluşturmaya dönüşmüş. Sonuç olarak kumullar topraklaşmış. Yeni dikilen ağaçlar, ortama yabancı olduklarından, son derece hassas olan kumul-su dengesi bozulmuş. Ortamın doğal bitki toplulukları ise, bundan zarar görmüş.

Kumsalın arka bahçesi görüp görebileceğiniz en güzel tarihi alanlardan bir tanesi. Tarihi topraklarda geziyorsunuz derler ya, işte Patara bu hissin en yüksek seviyede yaşandığı yerlerden birisi. Likya medeniyetinin izlerine ulaşmak, o insanlarla aynı toprağa basıp aynı havayı solumak büyüleyici bir deneyim oluyor. Ancak yanınızda mutlaka su bulundurun. Çünkü antik dönemde, binlerce yıl susuzluk sıkıntısı yaşanan bu bölgede, halen tek damla su bulmak mümkün değil. Diğer bir deyişle güneyin sıcaklarını hesaba katın.

Burası aynı zamanda caretta carettaların üreme bölgesi. Yani akşam saatleri ile sabah saatleri arasında plaja ve denize girmek yasak. Patara, 1990 yılında, Çevre Bakanlığı tarafından “Doğal Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilmiş ve koruma altında. Konaklama tesislerinin büyük çoğunluğu pansiyon ve apartlardan oluşuyor. Diğer bir deyişle konaklama için herhangi bir sıkıntı bulunmuyor. Yalnızca konaklama tesisleri, plaj alanının dışında.

Kalkan-Fethiye karayolunda; Kalkan’dan yaklaşık 10 km sonra güneye dönüp 10 km’lik Patara Yolu’na giriliyor. Ana yoldan Gelemiş Yolu’na sapıldığında, 5 km’lik yol sizi Patara’ya kadar götürüyor. Patara Antik Kenti Xanthos Vadisi’nin güneybatı ucunda yer alıyor. Denize açılan tek liman olması sebebiyle tarih boyunca önemini kaybetmemiş. Tarihi MÖ. 7. yüzyıla kadar uzanan bu şehir, Zeus ile Letoon’un çocuğu olan Tanrı Apollon’un da doğduğu yer. Apollon Kehanet Merkezi olarak bilinen Patara’nın altı kış ayı, Delphi’nin de altı yaz ayında hizmet verdiğini antik kaynaklardan biliniyor. Apollon, bir Anadolu tanrısı. Homeros, İlyada Destanı’nda; ondan, “Işıklı” anlamına gelen “Pholbos” ve “Ün salmış okçu, Lykia’lı Apollon” diye söz ediyor. Lykia, antik çağlarda ışık ülkesi anlamında kullanılmış ve onun baş tanrısı Apollon da, ışık soylu olarak algılanmış.

Xanthos, dağlık Likya eyaletinin en eski ve en büyük kenti. Ancak tam bir felaketler şehri. Pers istilasına değin bağımsız kalmış. Pers istilasında kentlerini kahramanca savunmuşlar. Ancak istilayı önleyemeyeceklerini anlayınca önce tüm kadın ve çocuklarını öldürmüşler, sonra da kenti ateşe vererek ve bu alevlerin içine kendilerini atarak topluca intihar etmişler. Bu kıyımdan kurtulan 80 aile ve başka yerlerden gelen göçmenlerce kent yeniden kurulmuş. Fakat 100 yıl kadar sonra çıkan bir yangınla Xanthos tekrar harap olmuş. Daha sonra Atinalıların vergi istemelerine karşı çıkan Xanthos’lular kentlerinin tamamen harap olmasına neden olacak bir savaşın içine sürüklenmişler… O dönemden kalan önemli eserler ise şu şekilde:

Kent esas olarak Likya Akropolü, Roma Akropolü ve bunların dışında kalan kısımlardan oluşuyor. En ilginç yapı Roma Tiyatrosu. Bir aile mezarı olan “Harpy Monument”un ilginç kabartmaları bulunuyor. Ancak bu mezarın aslı British Museum’da. Orijinal yerindeki ise aslına uygun bir taklit.

Likya Birliği toplantıları; buradaki meclis binasında yapılıyormuş. Meclis binası dünya üzerindeki bilinen “ilk parlamento” olması açısından, buranın önemini arttırıyor. Ayrıca Patara Limanı, hububat deposu ve sevki açısından, büyük önem taşıyor. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de bulunan 3 hububat deposundan biri, Patara’dadır. Ancak 400 metre genişliğinde ve 1600 metre uzunluğundaki Patara Limanı; zamanla, Eşen Çayı alüvyonları nedeniyle kumla dolmaya başlamış. Liman dolunca gemiler limana girememiş. Ticaret zayıflamış, bataklıklar oluşmuş, sivrisinekler artmış, sıtma çoğalmış.

Roma Zafer Takı (Metius Modestus) kentteki Roma kalıntılarının en görkemlisi. Birinci yüzyılda yapılmış. Kente girişin simgesi, Roma tarzında ve üç gözlü. Kapının her iki yanında ve kemerlerin arasında yazıtlar var. Bu bölgede uzun zamandır kayıp olan Apollon Tapınağı’nın da bulunduğu sanılıyor. Çünkü burada yapılan kazılarda, büyük bir Apollon başı ele geçirilmiş. Tapınak ile kaya mezarları arasından, sahile kadar inen asfalt yolun hemen doğu kenarında seramik fırınlar bulunuyor. Ocak ve fırın ağızlarının tabanı: tuğla plakalar ile döşenmiş. Korint Tapınağı antik kentte, bugüne dek bulunabilmiş tek tapınak olması açısından ilginç. Muhteşem taşlardan yapılmış.

Liman-Hurmalık Hamamı’nda bulunan yazıtta yazılı olduğuna göre: “Hamam, yüzme havuzları ve ek dekorasyonları ile birlikte, İmparator Vespasianus (MS.69-79) tarafından, bu amaç için ayrılmış kaynak ve Lykia Birliği tarafından bağışlanmış para kullanılarak inşa ettirilmiş”. Bizans döneminde kullanılmış. Etkileyici mimarisi var. Kentin en alımlı yapılarından biri. Sütunlu Cadde (Hadrian Granariumu) kuzeybatıdaki Limanı, güneydeki devlet agorasına bağlıyor. Ancak günümüzde, bataklık suyu içinde kalmış olması nedeniyle, yalnızca 100 metrelik bölümü açılabilmiş.

Patara Antik Kenti, Engin Çakır
Patara Antik Kenti

Tiyatro Kurşunlu Tepe’nin kuzey eteğine yaslanmış. Görkemli bir görüntüsü var. Kent merkezine girenler uzaktan tiyatroyu görebiliyorlar. Anadolu’nun en büyük tiyatroları arasında sayılabilir. MÖ.3’ncü yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Son düzenleme ise; MS.4’ncü yüzyılda yapılmış. Gladyatör oyunları için, orkestrası yeniden şekillendirilmiş. Seyirci kapasitesi sayısı: 5000 civarında. Oturma yerlerini, üst sıralara dek dolduran kum örtüsü nedeniyle, üst bölümler iyi korunarak günümüze gelebilmiş.

Meclis (Blouleuterıon) binası 1400 kişilik. Anadolu’da bilinen en eski yönetim binası. Likya birliği yapısı ve anayasası ile batı yönetimlerine örnek gösterilir. Bu özelliği ile dünyada tektir. Birlik Anayasası antik dünyanın en mükemmelidir. Meclis binasının iç kısmı; 2001-2006 yılları arasındaki kazılarda, tamamen temizlenmiş.

Su sarnıcının çapı ve derinliği 9 metre. Dairesel formlu bir kuyu. Kuyunun tam ortasında: taştan yapılmış bir ayak yükseliyor. Bu ayak zeminden itibaren 1.8 metre yükseklikte.

Binlerce kamyon dolusu kumun altından gün ışığına çıkarılan deniz feneri, deprem sonucu yıkıldığı şekilde ele geçmiş. Daha önce, yapıldığında, dikdörtgen şeklinde, basamaklı bir kaide görüntüsünde imiş. Ancak bugün basamaklar üzerinde yükselen, dairesel bir bina yapısı var. Hadrianus (Granarium) Ambarı ise Anadolu buğdayının özellikle Roma’ya sevk edilmesinde kullanılmış. Doğu Akdeniz’de, bu amaçla yapılmış 3 ambardan biri.
Yazı ve fotoğraflar: Engin Çakır

 

Patara Plajı, Engin Çakır
Patara Plajı

Yorumlar

comments

Etiketler
Close