Dergi Bursa Haz-Tem 2013 - page 63

61
yolculuk bizi işte tam da o yere
götürüyor. Eminim o yere vardığında
ne yapacağını bilen birisi henüz
çıkmamıştır. Bu kitapta yeni arkadaşlar
edineceksiniz. Arkadaş dediğiniz
her zaman iyi olmaz, kötü ve buna
rağmen bizim asla vazgeçemediğimiz
arkadaşlarımız da vardır. Bay Mantıksız,
Bay İçgüdü, Bay Hayvani Sır, Bay
Çingece, Bay Koku, Bay Aydedeye
Havlayan, Bay Şaşırtıp Kaçan, Bay
Mastürbasyon, Bay İnatçı Güç, Bay
Küstahlık…
Ortaçağ, tarihin beline, biradan şişmiş
bir göbek gibi asılmış duruyordu. Onu
yok etmek için aerobik danslarına, sıkı
perhizlere başvurmanın da zamanı
geçmişti. Tarih bundan böyle sonuna
kadar 48 numara don giymek zorunda
kalacaktı. O koca midenin ta dibinde,
koyu renk, sirkemsi sıvılar arasında, bin
yıllık bir yürek yangınının alevlerinden
önemli simalar çıkıyor ama sonunda
onlar da sindiriliyor, göbeğin içindeki
bulamaca karışıyorlardı. Clovis,
Charlemagne, 1. Otto, Fatih William,
Viking Kralı Rurik, Papa Leo, Gutenberg
ve tabaklar dolusu ünlü generaller,
krallar, düşünürler, papalar fermante
oluyor, eriyordu. Bizim minik çiftimiz
Alobar’la Kurda, sindirilmez olduklarını
kanıtlıyordu. Balinaların midesini
bulandıran sert ahtapot gagalarının
esmeramber kusturması gibi. Evet,
ahtapot gagaları gibiydi bizim çift. Ya
da maraskin kirazları gibi.
Bu kitaptaki yolculuğun en ilginç kişisi
olan keçi ayaklı, zevk ve bereket tanrısı
Pan, gerçek dünyada pek de arkadaşlık
edeceğimiz türden birisi değil ama
kitaptaki yenidünyada onunla bir
mağaradaki büyülü havuzda yüzmek,
kitabı okuduğunuz süre boyunca size
o kadar da garip gelmeyecek. İşin zor
kısmı kitap bitince. Kitap bittiği andan
itibaren bu dünya size yetmeyecek.
İnsan New Orleans’a adımını attığı
dakikada ıslak, koyu renk bir şey
hemen üzerine atlar, azma zamanı
gelmiş bataklık köpeği gibi bela olur
başına. New Orleans’ın bu etkisinden
kurtulmanın tek yolu, onu yemektir.
1...,53,54,55,56,57,58,59,60,61,62 64,65,66,67,68,69,70,71,72,73,...156
Powered by FlippingBook