Bir nefeste buluşanlar

 

“Yorgunluklar kaybolur fasıl başladığında. Dostluklar bestelenir gezek akşamlarında. Nasıl geçiyor zaman, olamayız farkında. Coşar bütün gönüller gezek akşamlarında.”

Birbirinden farklı kültürlerin bir arada toplandığı, var olduğu ilk günden bu yana kardeşliğin, barışın, dostluğun, havasına, suyuna karıştığı Bursa, yüzlerce yıllık nice geleneğin anavatanı. Kökeni Osmanlı’ya dayanan ve bugün atalarının bu mirasına sahip çıkarak onu yaşatan insanlar sayesinde gelecek nesillere ulaşmaya hazırlanan Bursa gezekleri de bunlardan yalnızca bir tanesi. Zeki Müren’den İnci Çayırlı’ya, Yıldırım Gürses’ten Müzeyyen Senar’a kadar birçok misafir ağırlayan bu gelenek Erdinç Çelikkol gibi Recep Birgit gibi usta sanatçılar yetiştirdi. Yüreği sanat aşkıyla dolu her yaştan insanın geçmiş ve gelecek arasında bir kültür köprüsü oluşturmak için, Türk müziğinin, Türk kültürünün örf, adet ve geleneklerin yaşatmak için her hafta başka bir gönlü zenginin evinde toplanarak, kendi belirledikleri kurallar çerçevesinde icra ettikleri, sazlı, sözlü, kültürel sohbetli ve ikramlı bir ortam Bursa gezekleri. Bursa’nın asırlar deviren geleneğinin nefesi, ona sahip çıkanlar ile dünden bugüne ulaşabildiği gibi, bugünden yarına uzanıyor şimdi…

Gönüller bir, nefesler bir…

Saz ve söz, ritim ve makam, hoş sohbetler, kulakların pasını silen melodiler eşliğinde edilen muhabbetler… Amaç; insanları birbirinden ayıran hiçbir özellik gözetilmeksizin, onları müziğin evrenselliğinde buluşturan 700 yıllık bir geleneğin sonsuzluğa ulaşması. Gezek âleminde kim varsa diğerine denk, gönüller bir, nefesler bir… Öyle muhabbetin akışını bozacak, keyifleri kaçıracak konular konuşulmaz gezeklerde. Futboldan, siyasetten, günlük koşturmacalardan, hayat telaşından, farklı görüşleri birbirine düşürecek hiçbir şeyden bahsedilmez. Tıpkı özlemiyle yanıp tutuştuğumuz o eski günlerdeki gibi küçüklerin küçüklüklerini, büyüklerin büyüklüklerini bildiği insanlar bir aradadır çünkü. Gezeklerde asıl olan sevgi, saygı, terbiye, tevazu, dostluk, kardeşlik, hürmet, sohbet ve tabi ki müziktir. Her gezek başka bir zaman yolculuğudur aslında. İnsan, bu dost meclislerinde duymaktan keyif alacağı sesler duyar, tatlı sohbetleri paylaşmaktan mutlu olacağı diğer insanlarla bir araya gelir.

Bursa Gezekleri

Dün ve yarın arasındaki köprü…

Sanatın ve sanatçının, Osmanlı’nın neredeyse tüm padişahları tarafından değer görmüş olması temellerini attı Bursa gezeklerinin. Bursa, Osmanlı’nın birçok açıdan hep başkenti oldu. Zaman içinde müziğe ilgi duyan, yeteneği olan yürekler birbirini buldu. Memurlar, esnaflar, zanaatkârlar… Her meslekten birçok insan bir araya geldi, birlik olup bu dostluk, muhabbet ve müzik meclislerini kurdular. Önceleri yalnızca keyif için toplanılan gezekler zamanla bir eğitim kurumuna dönüşmeye başladı. Türk Müziği’ne, burada öğrendiklerinin üzerine katıp kendini geliştiren nice müzisyenler kazandırıldı.

Adını, düzenlenen eğlencenin, meclisin usulünden alıyor. Gezekler; müziğe gönül veren yaklaşık 40 kişinin toplanıp ev ev gezmesiyle gerçekleştiriliyor çünkü. Bazen bu sayı, misafir oldukları evin genişliğine, ev sahibinin müsaitlik durumuna göre değişiklik gösterebiliyor. Her grupta muhakkak bir başkan ve yardımcıları oluyor. Düzen başkan tarafından sağlanıyor ama her üyenin de, düzenlenen o etkinlikte bir görevi bulunuyor. Her hafta düzenlenen gezekler sonbahar aylarında başlayıp 40 hafta boyunca, her hafta başka bir gezek üyesinin evinde düzenli olarak devam ediyor. Bu eski geleneğin eski adetlerinden biri de gezeğin düzenlendiği evin kapısına asılan kırmızı fenerler. Gelene geçene “Bu evde gezek meclisi kurulmuştur” diyen bu kırmızı fener geleneği, günümüzde gezekleri yaşatmak için uğraşan gezek üyeleri tarafından da devam ettiriliyor.

Söz bitsin, saz başlasın

Akşam yemeği saatinin ardından, gezek meclisinin toplanacağı evi, kapıdaki, camdaki ya da balkondaki kırmızı fenerin rehberliğinde bulup bir bir gelen gezek üyeleri, kendilerine sunulan geniş salonda kendi içlerinde bir düzen kurarak alıyorlar yerlerini. Fasıllara katılmayacak olanlar, dinleyiciler için ayırılan kısımda oturuyorlar. Başköşe elbette sazların… Onların yanına gecenin düzenini sağlamakla görevli olan hanendeler geçiyor. Acemiler ve gezekte görev almayacak olanlar ise en sona. Sohbetler ediliyor, hatırlar soruluyor, ikramlar yapılıyor, yeniliyor, içiliyor. Sazlar söze girip, mest eden nağmeleriyle ruhlara dokunmaya başlamasıyla sohbetler kesiliveriyor. Bu “Saz başlar, söz biter” anlamına geliyor.

Meydanlar solistlerin…

Öncelik, o gün için icra edilmesi önceden kararlaştırılan makamın peşrevinde. Peşrevi, yine bu makamdan oluşan şarkıların söylendiği “Meydan Faslı” takip ediyor. Üç bölümden oluşan gezek meclisinin ilk bölümün bu fasılla ve farklı sazlardan yapılan taksimlerle geçiyor. Eskiden ortaoyunu gösterilerinin yapıldığı, bazen piyangoların çekildiği aralarda görevli olan üyeler ev sahibine yardım ediyor ve ikramlara geçiliyor. Gezek başkanı, üyelere yapacağı duyuruları yapıyor, saz arası sözler devreye giriyor. Eğer önceden belirlenmiş bir konu ve konuyla ilgili davet edilen konuk varsa, onun konuşmaları dinleniyor. Solo şarkıların söylendiği ikinci bölümün açılışını yapmak usule göre ev sahibine düşüyor. Onun sesiyle başlayan “Solistler Geçidi”, geceyi sunmakla, takdimleri yapmakla görevli üyenin anlattığı fıkralar ya da okuduğu şiirlerle daha da bir tatlanıyor, renkleniyor. Sona yaklaşıldığının sinyallerini veren üçüncü bölümde oyun havalarına geçiliyor. Hep birlikte bir yandan söyleniyor diğer yandan danslar ediliyor. Manilerle başlayan gezek meclisi, manilerle ve topluca söylenen son şarkı ile bitiyor. Paralar toplanıyor ve bu toplanan paralar bazen bir dostun yardımına koşuyor bazen de adet üzerine gezek üyeleri aileleriyle birlikte pikniklerde, tatillerde kullanılıyor.  Dostluk, kardeşlik ve muhabbet meclisten dışarıya taşacak kadar sıkı sıkı bağlanıyor çünkü ve hiç bitmiyor. Temelinde gönlü zengin insanların yüreğindeki sanat aşkı yatıyor. Sanatın bir araya getirdiği insanlar da kolay kolay birbirlerinden kopamıyorlar.

Kanun

Gezeklerin silinmeyen izleri

Birçok ünlü isim geldi geçti Bursa gezeklerinden. Müzeyyen Senar da geldi, Zeki Müren de. İnci Çayırlı, Recep Birgit, Cahit Peksayar, Tanburi İzzet Gerçeker, Udi Musa Kumral, Burhan Dikencik, Yıldırım Gürses… Türk Müziği’ne yıllar boyu emek verip silinmeyen izler bırakan nice isimler yer aldı Bursa gezeklerinde. Bugün bu geleneği yaşatan birkaç topluluk var. Yalnızca Bursa’dan değil, Bursa dışından olup gönlü bu şehirde olan, bu kültüre ve müziğe yüreğinden bağlı olan birçok kişiye açık Bursa gezekleri. Hem dışarıdan misafir kabul ediyorlar hem de “Dış Gezek” adıyla, davet edildikleri yerlere gidiyorlar zaman zaman. Bu kültür mirasının bugüne dek unutulmadığı, yaşatılmaya devam ettiği gibi yarınlara da uzanması için tüm çabalar. 

Kanun

Selçuklulardan bu yana geleneksel bir önem taşıyan gezek kültürü, bugün de hem neşeyi hem derdi paylaşmanın en güzel yollarından biri. Kökeninin Orta Asya’daki Türklere, Şamanlara, Afrika’daki ve Amerika’daki Kızılderili kabilelerinin topluca yaptıkları danslara, söyledikleri şarkılara dayandığı da söyleniyor gezek kültürünün. Bir nevi dinsel ritüel olarak gerçekleştirilen, müziğin, makamların, bir arada olmanın, paylaşmanın gücüyle ruhun kötülüklerden, acılardan, hüzünlerden arındırıldığına huzura kavuşulduğuna inanılıyor. Eski Anadolu inançlarına bağlanan gezek kültürünün varlığı da bu yönüyle “sazlı, sözlü, ikramlı eğlence” tanımından daha büyük bir önem kazanıyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan zorluklar nedeniyle bir dönem kendini pek göstermese de kısa zamanda ona sahip çıkanlar sayesinde yeniden yaşama döndü gezek kültürü. Biraz değişti, farklı kimliklerle harmanlandı, başka ve yeni anlamlar kazandı ama aslı bozulmadan günümüze kadar ulaşmayı başardı. Bursa’nın gezek kültürü; kentine, kentinin geleneklerine, kültürüne, tarihine ve anılarına saygı duyup sahiplenen, onları yarınlara taşımaya kararlı Bursalılar sayesinde uzun yıllar daha nefes almaya devam edeceği belli.

Gezeğimiz burada sonuna erdi. Kalmadı kimsenin içinde derdi. Gecemiz hayırlı olsun bayanlar baylar. Gezeğimizden sizlere selamlar…”

Kaynaklar: Sabri Erdem, Cengiz Bütün, Bursa Dostlar Gezeği, Tahtakale Gezeği

 

Bu da ilginizi çekebilir
Kapalı
Başa dön tuşu