Teknik Oto
Sheraton Bursa Hotel
Özel Zeynep Anaokulu
Montania Hotel

Uludağ’ın kaybolan rengi: Apollo Kelebeği

 

Tüm dünyanın peşinde olduğu fakat nesli tükenmek üzere olan bir Uludağ güzeli olan “Apollo Kelebeği”ni görenlerin sayısı giderek azalıyor. Temmuz ve ağustos aylarında Uludağ’ın eşsiz çayırlarında kol gezen Türkiye’nin “en büyük” kelebeği Apollo, sahiplenmeyi ve korunmayı bekliyor…

Kelebeğin ömrü pek çok kez dilimize dolanır. “Kelebeğin ömrü kadar kısa sürdü” deriz. Aslında bu yaşam süresinden ne anladığımıza bağlıdır. Yaşamayı, doğmak, yaşamak ve ölmek şeklinde algılıyorsanız kelebeklerin aylarca yaşadığını söylemek mümkün… Kırlarda ve bahçelerde uçuşarak ince, zarif ve güzel renklerle bezenmiş kanatlarıyla yapraklara konan, bizim kelebek olarak tanıdığımız hali, ömrünün ölümüne yakın son aşamasıdır aslında onların. Evet, kelebek kısa süreli yaşar. Çoğu, doyamadığımız güzellikler gibi… Yaşlandıkça güzelleşir ve mükemmele ulaşırlar.

Kelebeklerin ömrünün bu en güzel kısmının ne kadar sürdüğünü kesin olarak söylemekse çok güç… Bazı çeşitlerinin birkaç gün, bazılarının ise birkaç hafta yaşadıkları biliniyor. Tabiatta çok nadir de olsa bir yıl yaşayanları bile görülmüş. Aylarca tırtıl halinde yaşadıkları halde, kelebek olarak çok kısa bir süre yaşarlar. Bu yüzden bir kısım kelebeklerde beslenme için ağız ve hortum bile bulunmaz. Yaşamlarının bu kısa bölümünü beslenmekten çok eşlerini aramak, çiftleşmek ve yumurtlamak, kısaca türlerinin devamı için harcarlar.

O kadar hassastırlar ki gözümüzde, dokunsak öleceklermiş gibi gelir. Hâlbuki yapıları yeryüzünde karşılaştıkları her türlü sorunu çözecek düzeydedir. Çöllerde bulutlar gibi dolaşırlar, sularda yüzebilir, karanlık mağara kovuklarında yaşayabilirler. Dünyanın en yüksek dağlarında, tropikal ormanlarda, petrol birikintilerinde, yanardağ ağızlarında hatta kutuplarda bile dolaşırlar. 170 bin civarında türü olmasına rağmen hepsi ayrı birer doğa harikasıdır. Bakmaya doyamazsınız. Dünyada o kadar çok kelebek vardır ki her bir insana bir milyon kelebek düşer. Bir başka deyişle ortalama ağırlığı 70 kilogram olan bir insana yeryüzünde 850 kilogram kelebek düşer.

Yanı başımızdaki doğa harikası ve onun üzerinde yaşayan onca eşsiz canlı türlerine gelince, karşınıza hem nadir hem de çok değerli bir kelebek türü çıkıyor. Uludağ hem bitki hem de hayvan çeşitliliği açısından Bursalılar için bulunmaz bir cennet. Değerini bilenler her fırsatta soluğu doğanın tam ortasında alıyor zaten. Kimisi kış turizminin nimetlerinden faydalanırken, kimisi dağ yürüyüşleri ile çiçeklerin, tertemiz havanın ve doğanın tadına bakıyor. Apollo Kelebeği’nin de ömrü tıpkı diğer kelebekler gibi kısa ama bu çok değerli tür koruma altına alınmazsa türünün de ömrü kısa olacak. Giderek yitip gidecek Uludağ’ın güzeli…

Apollo kelebeği bilimsel dilde Parnassius Apollo olarak biliniyor ve Papilionidae familyasından bir kelebek çeşidi. 1000 ila 2000 m. arasındaki dağlarda yaşadığı biliniyor. Özellikle böcek koleksiyoncuları ve küresel ısınmanın yarattığı süreçler nedeniyle sayıları giderek azalıyor. Türkiye’de Uludağ’da yaşayan bu kelebek türü, en çok Polonya’da yaşıyor ve Çekoslovakya’da tükenmek üzere. İsveç ve Finlandiya’da ise sayıları hızla azalıyor.

Çok azımız onları görecek kadar şanslı artık. Her gün daha az çıkıyorlar gün ışığına Uludağ’ın koca kanatlı melekleri… Apollo Kelebeği 360 günde gelişimini tamamlıyor. 5 gün civarında ise uçuşa geçiyor. 12 cm’e bile ulaşıyorlar. Ölmeden önce Sedum isimli bitkilere eşit aralıklarla 100 civarında yumurta bırakıyorlar ve bu dünyadan ayrılıyorlar. Yumurtaları eşit aralıklarla bırakmasındaki sebep ise yumurtalardan çıkacak tüm yavrularının hepsinin civardaki bitkilerden eşit şekilde beslenebilmesini sağlamak…

150 milyon yıldır yeryüzünde bulunan Apollo kelebekleri Avrupa’dan sonra Türkiye’de de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Dağlık bölgelerde yaşayan Apollon kelebeği aslında 6.000 m. yükseklikte bile yaşayabilen bir tür. Vücutları kürke benzeyen siyah tüylerle kaplı ve gövdenin koyu rengi böceğin güneşten ısı emmesine yardım ediyor. Siyah benekli beyaz kanatları diğer kelebeklerinkine oranla çok daha büyük. Böylelikle güneşin ışınlarını almak için daha geniş bir yüzeyleri bulunuyor. Ayrıca bu kanatlar olağanüstü yükselme yönteminde de ona yardımcı oluyor. Kanatları son derece ince, bu yüzden hemen hemen saydam sayılabilir. Bu da güneş ışınlarının kelebek tarafından kolay emilmesine yardımcı oluyor. ( Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.13)
Uludağ’da özellikle Aras vadisi ile Kar Çukuru arasındaki alanlarda beyaz üzerine kırmızı benekleri ile dikkat çeken Apollo, göz alıcı güzelliği ile gören herkesi kendisine hayran bırakıyor. Fakat küresel ısınma, yaşam alanı kaybı ve koleksiyonculuk gibi insan kaynaklı birçok tehlike onları bizlerden uzaklaştırıyor. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında 1 ay süreyle şenlik edasıyla süregelen Apollo zamanı, kaçırılmaması gereken bir ritüel gibi adeta. Göz alıcı bir güzelliğe sahip olan “Apollo kelebeği”nin, süzülüşünün benzersizliğiyle diğer kelebeklerden ayrıldığı da bilinenler arasında. Fakat bu denli güzel olması pek çok koleksiyoncunun da dikkatini çekmiş olacak ki, onların gazabına defalarca uğruyorlar. Bu kelebeğin bulunduğu habitatların insan etkisine yoğun şekilde maruz kalması da sayılarının azalmasına neden olan etkenler arasında. Aslında Apollo kelebeğinin yok olması demek, bu alanların yok olması ve bununla beraber bu bölgelerdeki diğer canlıların da yok olması anlamına geliyor. Küresel iklim değişimine ve asit yağmurlarına da maruz kalan bu kelebeklerin bir an önce korunma altına alınması ise şart.

Yazı: Engin Çakır Fotoğraflar: Orhan Turhan     Uludağ’ın kaybolan rengi: Apollo Kelebeği Uludağ’ın kaybolan rengi: Apollo Kelebeği

Yorumlar

comments

Etiketler
Close