Eker Efsane Yoğur
Sheraton Bursa Hotel

Hayallerin başlangıç noktası

Uçurtmalar

Eskiden her çocuğun bir uçurtması, bir de sicim ipi vardı sarmalık. Ona bakmaktan boynu tutulur, rüzgârdan gözleri sulanır ama yine peşinde koşardı kuyruğunun… Gökyüzüne doyardı ekranlara bakmaktansa… Mavi gökyüzüne en çok yakışan renktir uçurtmalar…

Hayallerin başlangıç noktası

Hatırlar mısınız acaba? Uçurtmayı Vurmasınlar filmi 89 yılında hepimizi tebessüm ettirerek ağlatmıştı. Gökyüzünde uçan uçurtmalarla çok şey anlatılıyordu filmde. Senaryosu Feride Çiçekçioğlu’na ait bir Tunç Başaran filmiydi. Beş yaşındaki bir çocuğun gözüyle kadınlar hapishanesinin ve sevginin öyküsünü anlatıyordu. Küçük Barış’ın (Ozan Bilen) dört duvar arasında ne suçu vardı ki? Oysa esrardan tutuklanan annesiydi. Barış henüz algılayamadığı bir garip dünyanın içinde, her yanı soğuk ve sağır duvarlarla çevrili bir hapishane avlusundaydı. O kısır döngünün içinde sevimli bir çocuktu sadece. Öylesine çocuktu ki tuvaletini tutamayıp altına kaçırdığında aklımızdan hiç çıkmamış o repliği söyleyiverdi bir anda: “Ben işemedim Miki işedi!”

Hayallerin başlangıç noktası

Barış’ın tek dileği uçurtmalardı pek çok çocuk gibi. Gökyüzünü ve özgürlük uçurtmalarını gözlüyordu. İnci Abla’sı (Nur Sürer), özgürlüğüne kavuştuktan sonra bir gün uçurtma olup geri döneceğine söz bile vermişti. Uçurtma onun hayalleriydi, gökyüzünde onun göremediklerini gören en sıkı dostuydu… Sizin uçurtmalarınız da hayalleriniz mi? Uçurtma denince çok şey var mı aklınızda? Gazeteden miydi uçurtmanız yoksa jelâtinden mi? Elektrik direğine mi takıldı yoksa? Yıllarca yüzüne bakılmadı, renkleri mi soldu? Ya da ipi mi koptu? Yoksa mahallenin en güzel uçurması sizinki miydi? Öyle çok şey var ki uçurtma için söylenecek…

Hayallerin başlangıç noktası

Uçurtmayı elinize ilk aldığınızda uçuramayacağınızı düşünürsünüz. O koca gökyüzünün altında ezilip kalacağınızı, rüzgârın yardım etmeyeceğini ve üzüleceğinizi… Çıtalarından kavrayıp rüzgâra karşı tuttuğunuz anda ise her şey değişir, sınır tanımaz bir heyecan kaplar içinizi. Koşup sizinle birlikte bir an önce yükselmesini arzularsınız. Yeryüzünden soyutlanıp sonsuzluğa kucak açmak istersiniz. Onunla en yükseklere çıkıp göremediklerinizi görüp, soluyamadığınız havayı solumak istersiniz. Belki de yavaşça başlayan bir salon dansı gibi rüzgârla ahengi yaşarsınız ve sonunda uçurtma olursunuz.

Siz de uzak kalmayın uçurtmayla gökyüzünü renklendirmekten. Mavi gökyüzünü rengârenk uçurtmalarla boyayın. Yaşamın hengâmesinden biraz olsun kendinizi soyutlayın ve doğanın farklı kokularıyla baş başa kalın. Gökyüzüne yükselen uçurtmanıza sarıldığınız gibi tutkuyla sarılın hayallerinize. Sanmayın ki uçurtma sadece kâğıt ve çıtalardan oluşuyor. Uçurtma esasında sokak oyunları kültürünün yegâne parçası. Çocukluğunuzun peşinizi bırakmayan yüzü… Doğayı koruma bilincinin simgesi. Tüm bu soysal ve duygusal birikimlerin yansıması… Bu yansımaların içerisinde rengârenk anlamlar içeren kocaman bir dünya sanki.

Hayallerin başlangıç noktası

(M.Ö) 3000 yıllarında Çin’de çıktığı tahmin edilen uçurtmayla ilgili dünyada binlerce kulüp, birlik, federasyon vb. kuruluşların önderliğinde yerel, ulusal ve uluslararası pek çok yarışma, festival ve dünya şampiyonaları organize ediliyor. Bu katılımın tek açıklaması yaşanan heyecan… Doğa dostu olması, onu simgelemesi ve gökyüzünün mavisine en güzel arkadaşlardan bir tanesi olması şüphesiz… Uçurtma etkinliklerinin sayısı giderek artıyor. Sadece çocukların değil, büyüklerin de bu etkinliklere yönelik yoğun ilgisi var. Bir de seyri var elbet… Rüzgârın hareketlerini hissetmekten alınan tarifsiz keyfi… Uzaktan bile görseniz, ipinin ucunda eğlenen, hayattan keyif alan birisi olduğu bilirsiniz. Ya da bazıları vardır bagajında bile uçurtma taşır. Canı sıkıldıkça arabaya atlayıp uçurtma uçurmaya giderler. Hepsi uçurtmayı anlatır.

Hayallerin başlangıç noktası

Uçurtmanın da bir efsanesi var… Efsaneye göre Çinli bir adam, şapkasının uçmasını engellemek için şapkasını iple bağlamış. Böylece ilk uçurtmayı istemeden de olsa icat etmiş. Daha sonra Çin’den Kore ve Hindistan’a giden tüccarlar aracılığıyla tüm Asya’ya yayılmış. Japonya’daki Budist rahipler uçurtmaları kötü ruhları uzaklaştırmak ve o yılın hasatını artırmak için kullanmışlar. Başka bir hikâye de 300 yıl öncesinden. Nagoya Kalesi’nin çatısındaki altın heykeli çalmak isteyen bir hırsızın çatıya çıkmak için kendisini bir uçurtmaya bağladığına inanılıyor. Uçurtma hikâyelerini Avrupa’ya taşıyan kişi ise Marco Polo olmuş. Daha da ilginç bir not ise şu: 1822’de George Pocock isimli bir öğretmen at arabasının hızını uçurtma yardımıyla 20 mile çıkarmış. Avrupa’da ise meteoroloji çalışmaları ve telsiz konuşmaları için geliştirilmiş uçurtmalar…

Hayallerin başlangıç noktası

Uçurtma da teknolojiden nasibini alanlardan oldu. Eskiden tek ipli bildiğimiz uçurtmalar varken artık iki, üç hatta dört ipli ya da kumandalı uçurtmalar dahi var. Saatte 200 km hıza ulaşabilen uçurtmalar bile var. Ama bu uçurtmaları uçurtabilmek ve kontrol altında tutmak için bilgi ve tecrübe şart. Gün geçmiyor ki yeni bir uçurtma modeli çıkmasın. Fakat ilginç olan ülkelerin de belli tercihleri olması… Türkiye’de, Suriye’de ve Yunanistan’da klasik altıgen uçurtmalar yaygınken, Afganistan ve Hindistan’da “fighter” yani kavgacı isimli uçurtmalar meşhur. Bu ülkelerde mavi gökyüzüne aslında çok da yakışmayan bir durum söz konusu… Uçurtma sahipleri birbirlerinin uçurtmalarını nişanlayıp diğerini düşürmeye çalışıyor. Bu konuyu en güzel anlatan film ise 2007’de Afgan yazar Khaled Hosseini’nin romanından uyarlanan “Uçurtma Avcısı”… Birçok konuda olduğu gibi uçurtma dünyasında da ABD ve Avrupa ülkeleri oldukça gelişmiş. En yaygın modeller Cody, Rokkaku, Eddy, Genki ve Box diye biliniyor. Akrobasi uçurtmaları ve “flowform” modelleri ise ABD’de oldukça popüler. Hollanda’da ise her rüzgâra göre uçurtma var. Böylece fırtınada bile uçurabiliyorsunuz. Uçurtmanın kendi ekseni etrafında dönmesi “spin”, yüzü yere yatarak 360 derece dönmesi ise “axel” olarak tanımlanıyor. Burnu yere dönük olan uçurtma birden sırtüstü yatıyorsa bunun ismi de “fade” oluyor. Kısaca matematik defterinden yapılan nam-ı diğer şeytan uçurtmalarını bilen çocuk sayısı az artık. Ortasında üç çıtası olan, renkli kâğıtlarla süslenen, mahallece gidilen pikniklerde kuyruğuna jilet takılarak kapıştırılan uçurtmalar…

Hazırlayan: Sezai Evans

Hayallerin başlangıç noktası

Starting point of dreams

 In the past, every child had a kite and a string to roll. He would have a stiff neck at the end of the day from looking at it and the wind would water his eyes but he would still run after its tail… He would have his fill of the sky instead of looking at the screens… Kite is the best color that suits the blue sky…

Hayallerin başlangıç noktası

I wonder if you remember? The film entitled “Uçurtmayı Vurmasınlar” had made us cry with a smile on our faces in the year 89. The kites flying in the sky told us many things in the film. This was a Tunç Başaran film with the script written by Feride Çiçekçioğlu. It depicted the story of a prison for women and love from the perspective of a five year old. What crime had Little Barış (Ozan Bilen) committed to be there? It was his mother who was arrested for drugs. Barış was in a weird world he could not yet comprehend, in the prison courtyard surrounded by cold and mute walls. He was just a pretty little boy in that vicious circle. So much so that, he said this line that we still remember when he peed his pants: “I did not pee, Miki did!”

Hayallerin başlangıç noktası

Barış only wanted kites, just like any other child. He watched the sky and the freedom of kites. He had even promised his Aunt İnci (Nur Sürer) that he would one day transform into a kite and come back there once after he was released. Kite was his dream, his best friend that saw from the sky what he himself could not… Are your dreams also your kites? Do you have anything in mind when you hear the word “kite”? Did you have a kite made out of newspapers or using gelatin? Perhaps it hit an electric fence. Did its colors fade away over the years? Or did its strings give way? Perhaps yours was the most beautiful kite in the neighborhood? So many things to tell for kites…

Hayallerin başlangıç noktası

When you first hold a kite in your hands, you think that you will not be able to make it fly. That you will be crushed underneath that huge sky, that the wind will not help you and that you will feel sad… However, all changes when you grab it by its bars and hold it against the wind; you are filled with a limitless excitement. You start running and wish that it rises high up in the air immediately. You want to move away from the land and embrace infinity. Or perhaps you want to climb high up in the sky to see what you have never seen and to breathe in the air you have never breathed in before. Maybe you feel the harmony with the wind as if dancing in a ballroom and finally you become the kite itself.

Hayallerin başlangıç noktası

Do not refrain from coloring up the sky with a kite. Paint the blue sky with kites of different colors. Isolate yourself from the hustle and bustle of daily life for once only to enjoy the different scents of nature. Hold onto your dreams as tightly as you grab your kite. Do not think that a kite is only made of paper and bars. A kite is actually a unique constituent of street game culture. A facet of your childhood that never lets you go… A symbol for preserving nature. The reflection of all these social and emotional accumulations… It is a whole world unto itself with colorful meanings amidst all these reflections.

Hayallerin başlangıç noktası

It is thought that kites first appeared in Chine during 3000 B.C. and since then thousands of clubs; associations, federations etc. have pioneered many national and international competitions, festivals and world championships. Excitement is the only explanation for such participation… And of course that it is nature-friendly, that it symbolizes nature and that it is one of the best friends to the blue color of the sky… The number of activities involving kites is increasing. Adults also show as much interest in these activities as children. And of course there is the aspect of watching them fly… A joy felt from feeling the movement of the winds which is beyond description… Even if you see a kite from a distance, you know that there is someone underneath it that is enjoying life. Or there are even those who carry a kite in their trunks. They go to fly kites whenever they are bored. They all tell us about kites.

 

Kites also have a legend related with them… Legend has it that a Chinese man tied his hat so that it would not fly away. And thus, he has unwillingly invented the kite. Afterwards, it has spread all over Asia by way of merchants travelling to Korea and India from China. Buddhist monks in Japan have used kites to keep evil spirits away and to increase that year’s harvest. There is another story dating back 300 years. It is believed that a thief who wanted to steal the golden statue on the roof of the Nagoya Castle tied himself to a kite. It was Marco Polo who carried these kite stories to Europe. A more interesting side note: A teacher by the name of George Pocock has managed to increase the speed of his carriage up to 20 miles per hour with the help of kites. And in Europe, kites have been developed for meteorological studies and for establishing radio communication…

Hayallerin başlangıç noktası

Kites have also had their share of technology. Whereas in the past there were only kites with a single string, but now there are those with two, three and even four strings or with a remote control. There are even kites that can fly as fast as 200 km per hour. But it requires knowledge and experience in order to fly and control these kites. Not a day goes by without a new kite model appearing. But it is interesting that countries have their preferences… While classical hexagonal kites are popular in Turkey, Syria and Greece; “fighter” kites are quite famous in Afghanistan and India. Actually, the situation in these countries does not suit the blue skies… Kite owners aim at other kites and try to bring them down. “Kite Runner” is a 2007 movie adaptation of the novel by Afghan author Khaled Hosseini that best depicts the situation there… As is the case in many subjects, USA and European countries are well-developed in the world of kites. The most popular models are known as Cody, Rokkaku, Eddy, Genki and Box. Acrobatic kites and “flowform” models are quite popular in USA. There is a different kite for different winds in Holland. Thus, you are able to fly your kite even in a storm. The rotation of the kite around its own axis is known as “Spin” and its 360 degree rotation is known as “axel”. If the kite does an inverted backflip while stalled on its belly, this is known as “fade”. In short, the number of children who know about the devil kites made out of math notebooks is quite low. Kites with three bars in the middle, decorated with colorful papers that are competed at picnics with razor blades on their tails…

Hayallerin başlangıç noktası

Yorumlar

comments

Etiketler
Kapalı