Almira Hotel
Teknik Oto
Sheraton Bursa Hotel

“Film başlıyor. Herkes yerine!”

 Sinema salonlarının şimdiki gibi alışveriş merkezlerinin içinde olmadığı zamanlar… Bursa’da sinema kültürünün doğduğu, Beyaz bir perde üzerinde hareket eden resimlerin insanları büyülediği yıllar… Siyah-beyaz günler ve bıraktıkları rengârenk izler…

Bursa’nın her bir köşesinde Yeşilçam’ın izleri… Heykel’de, Çekirge’de, Tophane’de, Altıparmak’ta, Uludağ’da… Milli Sinema, Dilek, Kısmet, İnci, Saray, Şafak, Zafer, Setbaşı, Tayyare, Nur, Burç, Yazıcıoğlu salonları… Şehir merkezinde, ilçelerde adım başı bulunan yazlık sinemalar… Açık havada tahta sandalyeler üzerinde, gazoz ve çekirdek eşliğinde yapılan film keyifleri… Afişlerin olmadığı zamanlarda, sokak aralarına kadar ulaşıp film seanslarını anons eden arabalar… Evden zar zor izin koparıp arkadaşlarla gidilen sinema seansları… Filmin başlamasını, salona verilen dönemin popüler şarkılarına eşlik ederek bekleyen sinema tutkunları… Ve salonda yankılanan gür bir erkek sesi: “Film başlıyor, herkes yerine otursun!”

Merinos Fabrikası'nın film makinesi
Merinos Fabrikası’nın film makinesi

Artık yerinde yeller esen ya da nöbetini alışveriş merkezlerine devreden binalardan geriye kalan anılarla dolu bu şehir… İsimlerini Türk sinema tarihine altın harflerle yazdıran yıldız oyuncuların, yönetmenlerin, başarılarıyla dünya çapında takdir edilen nice sanatçıların doğduğu, doyduğu yer Bursa… Dünyanın yedinci sanatı, bir mucize olarak adlandırılan sinema, sinema makinesinin mucidi Fransız Lumiere Kardeşler’den bu yana Bursa ve Bursalılar için hep önemli oldu. Bursa’da eldeki imkânların sınırları zorlanarak çekilen ilk filmlerle, binbir emekle açılan sinema salonlarıyla, hayatını sinemaya adayan insanların varlığıyla sinema kültürü oluştu. Bursalı sinema tutkunları dernekler kurdu, film festivalleri düzenledi. Dünden bugüne çok şey değişti belki ama Bursa’nın sinemayla olan bağı hiç kopmadı.

“Ne yapsam içimde o eski sinemalar”

“Karanlığa dağılan o çocuk ben miyim/ Beni mi kovalıyor tabancalı adamlar/ Issız sarayların güngörmez prensiyim/ Yalnızlığımı belki de aşk tamamlar/ Bilmek zor hangi filmin neresindeyim/ Ne yapsam içimde o eski sinemalar/ Galiba tahtabacak korsan gemisindeyim/ Prensesler cariyem Akdeniz bana dar/ Günlerdir Teksas’ta eşkıya izindeyim/ Hızlı tabanca çeken üstüme kim var/ Tarzan zor durumda yetişmeliyim/ Ne yapsam içimde o eski sinemalar/ Kanlı bir sarışınla Şangay trenindeyim/ Takma kirpiklerinde hülyalı dumanlar/ Yabancılar lejyonunda Fransız teğmeniyim/ Belki harp divanından idamım çıkar/ Bitmiyor nedense başlayan hiçbir film/ Ne yapsam içimde o eski sinemalar” Atilla İlhan’ın “Eski Sinemalar” şiirinde anlattığı gibi bir büyü sinema, işçisi için de izleyicisi için de bir tutku, gizemi içinde bir mucize… Bu yönüyle Bursa’nın gölge oyunuyla ortak bir özellik taşıyor. Karagöz’ün gölgesi nasıl aldığı ters ışıkla yüzlerce yıldır yansıtıldığı yerde yaşıyorsa, beyazperdeye yansıyanlar da ilk gününden bu yana etkiliyor, büyülüyor insanları. O perdede yaşıyor hala nice oyuncular… Döneminin en parlak yıldızları o perdede uzanıyor ölümsüzlüğe. Bazen gerçek hayatları getiriyor gözlerimizin önüne, olmadık hayaller kurduruyor bazen de. Bursa da bu engin hayal denizinde hatırı sayılır bir dalga Türk sineması için.

 

Plato Bursa…

Yeşilçam’ın altın çağında çekilen filmlerin gözde mekânlarından biri oldu hep Bursa… Ayşecik – Yuvanın Bekçileri, Ah Bir Zengin Olsam, Gurbet Yolcuları, Küçük Hanımefendi, İstanbul Kaldırımları, Üç Kızın Hikâyesi… O zamanlar filmlerde birkaç dakika boyunca verilen şehir görüntülerinde eşsiz manzaralarıyla büyülerdi kendisini izleyenleri… 20. yüzyılın başlarında çekildiği tahmin edilen “Eski Osmanlı Başkenti Bursa”, “Anadolu’nun Yollarında” gibi filmlerin de başrolündeydi Bursa. Bursa’yı anlatan, bir nevi belgesel niteliği taşıyan bu filmler bir yana Türk sinemasının köy hayatını anlatan ilk filmi de Bursa’nın Çalı Köyü’nde çekilmişti. 1934 yapımı, Nazım Hikmet’in senaryosunu yazdığı, Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini üstlendiği Bataklı Damın Kızı Aysel filminin yıldızı Cahide Sonku’ya Talat Artemel, Behzat Butak, Mahmut Moralı, Sait Köknar, İ. Galip Arcan, Hadi Hün, Hazım Körmükçü, Sami Ayanoğlu, Ergun Köknar eşlik ediyordu. Hatta bu film çekildikten yıllar sonra bugün Çalı’da düzenlenen Köy Filmleri Festivali’ne ilham oldu. Cumhuriyet’in ilk sesli filmi “İstanbul Sokaklarında”nın bazı sahneleri de Bursa’da geçiyordu. Acı-tatlı hatıraların bir arada yaşandığı bir film platosuydu Bursa… Örneğin; sinema aşkı uğruna canından olan, Yeşilçam’ın talihsiz figüranı olarak anılan Suphi Özkaya’nın, Yılmaz Köksal ile “Önce Sev Sonra Vur” filminin Uludağ’daki çekimlerinde teleferikteki yüksek akıma maruz kaldığı anlatılıyor yıllardır.

Yeşil Bursa beyaz perdede

Serdar Akar’ın, mekân ve oyuncular konusunda Bursa’yı tercih ettiği filmi “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar”, Derviş Zaim “Balık”, Biket İlhan’ın çektiği, Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevi’ndeki günlerini anlatan “Mavi Gözlü Dev”, Bursalı yönetmen Bora Tekay’ın “Fasulye”si, yine Bursalı bir yönetmen olan Ezel Akay’ın Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk ile birlikte beyazperdeye taşıdığı Karagöz masalı “Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü?”… Her biri Bursa’nın misafirperverliğini esirgemediği filmlerden. Yapımcısıyla, yönetmeniyle, oyuncularıyla, tüm mekânlarıyla, konusuyla Bursalı bir film olan “Adı Aşk Bu Eziyetin – Camcı” filmi ise Bursa sinema kültüründe özel bir yeri olan filmlerden.  2009’da çekilen, Bursasporlu olmayı, Bursalı olmayı, Bursa’da, Bursa Devlet Tiyatrosu ve Bursa Şehir Tiyatrosu oyuncularıyla anlatan ve İnSanat Sinema Derneği / 16 mm Sinema Atölyesi’nin yapımcılığını üstlendiği film 2011’de Uluslararası Mardin Film Festivali’nde ülkemizi temsil etmişti. 2012’de Erdem Tepegöz’ün yazıp yönettiği ve yine Bursa’da çekilen bir film olan “Zerre” 49. Altın Portakal Film Festivali dâhil birçok organizasyonda çeşitli ödüllere layık görüldü.

Pek yakında…

“Gong” çalar, salondaki tüm ışıklar söndürülür, sinema perdesini kaplayan kalın kadife perde yavaş yavaş yukarı kalkar. En ufak sese dâhi tahammül yoktur o andan itibaren salonda. Nefesler tutulmuş, gözler hiçbir anı kaçırmamak için pür dikkat odaklanmıştır sinema perdesine. Sinemanın büyülü dünyasına yolculuk başlamıştır artık. Karanlığa gömülmüş salonun tek ışığı, perdeden yansıyan sihirli renklerdir. Yüze vuran ışık, bambaşka bir dünyaya açılan kapıdan sızar. Geçmişten bugüne bazı şeyler değişse de her biri farklı bir hikâyenin içine çeken sinema filmleri izleyenleri büyülemeye devam ediyor. Sadece birkaç küçük detay değişti. Örneğin artık o eski sinema salonları yok. Her şeyi bir arada bulabildiğimiz alışveriş merkezlerinde karşılıyor bizi film afişleri. Film seçeneği de çok seans seçeneği de… Birkaç mağaza gezip yemek katında karnımızı doyurduktan sonra sinema katına çıkıp izliyoruz istediğimiz filmi. Hayat eskisinden çok daha kolay ve pratik. Teknolojinin, zamanın birçok şeyi değiştirmesine rağmen sinemada film izlemenin tadı, uzun zamandır gösterime girmesi beklenen bir filmle buluşma anının keyfi hala bambaşka…

Saraydan sokaklara…

Türkiye’de bilinen ilk film gösterimi 1896’da, Bertnant adında bir Fransız tarafından Sultan 2. Abdülhamit’in sarayında yapılmıştı. İlk sinema salonu ise 1908’de İstanbul’da açıldı. Sinemanın sarayda başlayan macerası zamanla kısa süre içinde tüm Türkiye’ye yayıldı. Bu durumdan nasibini alan Bursa da,  ilk kez 1920’li yıllarda, bugün Setbaşı İlköğretim Okulu’nun bulunduğu yerde, İpekçilik yokuşundaki eski Ermeni Kilisesi sinemaya dönüştürülerek “Muallimler Birliği Sineması” açıldı. Gösterimi yapılan ilk film, Muhsin Ertuğrul’un Halide Edip Adıvar’ın romanından uyarlayarak, bir kısmını Bursa’da çektiği “Ateşten Gömlek” filmi oldu. Şark Tiyatrosu’nun salonunda film gösterimlerinin yapıldığı dönemde Şafak Sineması açıldı. Şafak Sineması aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk iki gelişinde halka seslendiği yerdi. 1930’lu yılların başında açılan Milli Sinema, Bursa’da açılan üçüncü sinema olma unvanını aldı. Ünlü Cadde’de açılan Milli Sinema, Şafak Sineması film gösterimleri yerine tuluat gösterimleri yapmaya başlayınca daha da önem kazandı. Eskiden depo olarak kullanılan bina, kaliteli filmler sunan, Bursa’nın en gözde sinema salonu haline geldi. O zamanlar Bursa’da Haftalık Sinema Dergisi’ne reklam karikatürleri çizen Cemal Nadir’in karikatürleri Milli Sinema’da oynanan filmlerin aralarındaki camları süslüyordu. Zamanla popülerliğini kaybedip kapandıysa da bir süre sonra Yeni Sinema adıyla yeniden doğdu ve 70’li yılların ortalarına kadar sürdürdü varlığını. Bursalılara birçok ilki yaşatan Merinos Fabrikası da uzun bir süre sinema hizmeti sundu.

Sinemaya gönül veren, emek veren insanların varlığıyla sürdürdü sinema kültürü Bursa’daki varlığını. 70’li yıllarda babasının ölümü üzerine Ünlü Cadde’deki “film distribütörlüğü işinin başına geçen Ferruh Nayman gibi sinema sevdalılarıyla dağıldı sinemanın ışıltısı kentin her yanına. Bursa ve merkez ilçelerine film dağıtımı yaptı Nayman. 1983’te kapanıp yerine bir mağaza açılana dek Heykel’de Dilek Sineması’nın işletmesine ortak oldu. Daha sonra Tayyare, Burç ve Yazıcıoğlu sinemalarının işletti yıllarca. Onlar da zamana yenik düştü sonra. Sonradan iş hanına dönüştürülen Reyhan’daki Kısmet Sineması, daha sonra uzun yıllar Prestij Sineması adıyla hizmet veren Setbaşı’ndaki Saray Sineması… Artık hiçbiri yok. 70’li yılların göz bebeği olup 80’li yıllarda yanıp kül olan Sunar Sineması da yok. Açık havada sinema keyfi sunan sinemaları da yok oldu Bursa’nın… Aynalı Çarşı’nın yanındaki İnci Sineması, Zafer Plaza karşısındaki dükkânların üzerinde bulunan Zafer Sineması, Mahfel’in arkasındaki Setbaşı Sineması, Kayhan’daki Nur Sineması… O günleri hayal meyal de olsa hatırlayanların hafızalarında saklı Bursa’nın eski sinemaları. Seyircilerinin, makinistlerinin, yer göstericilerinin anılarında, bugünkü büyüklerin çocukluklarında…

Bursa’nın “en birinci” sineması

Bursa’nın kültür ve sanat birikimi, tiyatro ve sinema kültürü içinde hep önemli bir yere sahip olmuştur Tayyare… 1932’de kapılarını açtığı ilk günden itibaren dur durak bilmeden çalıştı çünkü. 90’lı yıllarda bir Tayyare Kültür Merkezi adını alana dek 60 yıl boyunca Bursalıların sineması oldu. İlk açıldığında “Tayyare Cemiyeti Tiyatrosu” adıyla anılırken sinema etkinliklerinin başladığı 1933 yılından itibaren “Tayyare Sineması” oldu. O, Bursalılar için kentin “en birinci” sinemasıydı. Öyle diyordu Bursa Sesleri dergisinin, 29 Birinci Teşrin Ekim 1936 tarihli sayısı: “Sinemanın giriş yeri yarı yarıya kadar yeşil, üstte rafı kırmızı olmak üzere yağlı boya boyatılmış, antredeki büyük salon ve bilet gişeleri yeniden yıktırılarak mükemmel bir hale getirilmiş, büfesi baştanbaşa döşenmiş, içerisi temizlenmiş ve mobilya noksanları tamamlanmış ekranın büyük perdesi otomatik olarak açılıp kapanacak bir hale getirilmiş, nefes almaları bile işittiren yeni sesli makinesi ile Türkiye’deki en birinci sinemalar derecesine çıkarılmıştır.” Tayyare, Cumhuriyet tarihinin ilk modern sinema-tiyatro-konser salonlarından biri olmanın gururuyla ayakta durdu yıllarca. Bugünlerde dinleniyor. Kendiyle, anılarıyla, yaşanmışlıklarıyla yüzleşiyor. Karşımıza yepyeni haliyle çıkmak, Bursalılarla yeniden buluşmak için hazırlanıyor. Geçmişi yoğun, kendisi yorgun ama Bursalıların da desteğiyle zamana direniyor.

Yıldızlar geçidi

Sinemanın ışıltılı dünyası ve Bursa’da her geçen gün biraz daha gelişen sinema kültürü, bu topraklardaki yeteneklerin de gün yüzüne çıkmasını sağladı. Beyazperdeye yansıyan Bursalı yetenekler, Bursa’da doğmuş ya da hayatının büyük bir kısmı Bursa’da geçmiş olan birçok isim Bursalıların gurur kaynağı. Sanat Güneşi Zeki Müren, sanatın her alanında olduğu gibi sinema sektöründe de bir yıldız gibi parladı ve Türk sinemasında birçok başarıya imza attı. Halil Ergün, Erdal Özyağcılar, Aydan Şener, Ceyda Düvenci, Burcu Kara, İpek Erdem, Erkan Kolçak Köstendil, Eser Yenenler, Vildan Atasever, Ata Demirer, Hande Soral, Olgun Şimşek, Hande Ataizi, Ali Uyandıran, Şerif Sezer, Nur Sürer, Erkan Can, Ececan Gümeci, Zafer Altun, Baykal Kent, Sarp Apak, Ahmet-Mustafa Uğurlu kardeşler… Bir kısmı doğuştan bir kısmı gönülden Bursalı oyuncular.

Bursalı olup sinemaya gönül vermiş ama bunu yaparken daha çok işin mutfağında çalışmayı tercih edenler de var elbet. Örneğin yönetmenler. İnegöl’de doğan ve bize “Ezop Masalları” anlatarak hayal dünyamıza yepyeni bir boyut getiren Ezel Akay gibi. 1949 tarihli bir Lütfi Akad filmi olan “Vurun Kahpeye”, 1964’te yeniden çekildiğinde yönetmen koltuğunda Bursa Mustafakemalpaşa doğumlu Orhan Aksoy vardı. Birçok televizyon dizisinin yanı sıra ödüllü işe imza atan, Vavien, Küçük Kıyamet, Okul filmleriyle bilinen Taylan Biraderler (Durul ve Yağmur Taylan) de Bursalı, İnegöllü iki yönetmen. Sis ve Gece, Şeytanın Pabucu gibi birçok filmde hatta televizyon dizisinde imzası bulunan, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) kurucusu Turgut Yasalar da bir başka Bursalı sinema emekçisi. İlgiyle takip edilen birçok dizinin yazı ekibinde olan ve “Sadece Sen”, “Romantik Komedi” filmlerinin senaristliğini üstlenen Aslı Zengin, oyunculuğu ve senaristliği bir arada yürüten Berkun Oya, 2013’te yaptığı “Yeşilçam Bursa’da” isimli belgeseliyle beğeni toplayan yönetmen, yapımcı, senarist Deniz Yayın ve yine belgeselci olarak tanınan, “Panayır İnsanları” çalışmasıyla ödüle layık görülen Serdar Güven bu topraklardan çıkmış, sinemaya emek veren ve genç sinemacılara örnek olan isimlerden.

Burç sineması

Bitmeyen sinema sevdası

Kentin sinema kültürüne verdiği değerin bir göstergesi de, sinema adına yapılan festivaller… 2006-2009 yılları arasında yapılan Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali de bunlardan biriydi. Film gösterimleri, söyleşiler, atölye çalışmaları, sergiler, yarışmalar, ödüller içeren bu festival, yapıldığı yıllar boyunca Bursa birçok ünlü ismi ağırladı. Festival kapsamında ayrıca “düş perdesinin ilk kahramanı Karagöz” sloganıyla Altın Karagöz Ödülleri veriliyordu. Ulusal Kısa Film ve Ulusal Belgesel Film yarışmaları da festival kapsamında ödül dağıtılan diğer yarışmalardı. Festivalde gösterilen ilk film, yaklaşık 40 yıl önce galası Bursa’da yapılan Yeşilçam klasiklerinden “Selvi Boylum Al Yazmalım” olmuştu. Dünyanın sinemacıları bu festivalde bir araya geliyor, ödüllü filmler Bursalı sinemaseverlerle buluşuyordu. İpek Yolu Film Festivali; yapıldığı süre boyunca Korhan Abay, Ebru Cündübeyoğlu, Sezer Sezin, Muhterem Nur, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Osman Sınav, Cem Özer, Nurgül Yeşilçay, Gülse Birsel, Ezel Akay, Tuncel Kurtiz gibi Türk sinemasının en kıymetli isimlerini ağırladı. İpek Yolu’nun ardından 2012’de “Karagöz Sinema Atölyesi” açıldı. Açılış töreni Tayyare Kültür Merkezi’nde yapılan atölye, sinemaya gönül verenleri, sinema tutkunlarını, sektördeki eski ve yenileri bir araya getirme amacı taşıyor.

 

“Nerede” mi o eski sinemalar?

Eskiye olan özlem bitmese, hızla ve ardına bakmadan geçen zaman bize sık sık “Nerede o eski sinemalar?” dedirtse de Bursalılar sinema kültürünü ayakta tutmak için her şeyi yapıyor. Dernekler, festivaller, ilk gösterimler, organizasyonlar, etkinlikler… Her şey o eski sinemaları hiç eskimemişler gibi hissetmek ve hissettirmek için… 1980’li yıllarda, yalnızca kısa bir süre için ayakta kalmayı başaran Bursa Sinema Derneği bu çabalardan biri. 2006’da kurulan İnSanat Derneği, bünyesinde 16mm Sinema Atölyesi’ni açarak sinema adına etkinlikler düzenlemeye, atölye çalışmaları gerçekleştirmeye başladı. Bu yıl şubat ayında Bursa’da yeni bir sinema derneği daha açtı kapılarını. Nilüfer Dernekler Yerleşkesi’ndeki Aykırı Sinema Derneği, Tunç Başaran ve Bursalı oyuncu Nur Sürer’in konuk olduğu açılış programında “Uçurtmayı Vurmasınlar” film gösterimiyle merhaba dedi Bursalılara. Son birkaç yıldır Bağımsız filmlerin dağıtımcısı M3 Film ve Kariyo & Ababay Vakfı aracılığıyla hayata geçirilen “Başka Sinema” gösterimleri de yapılıyor Bursa’da. Ulusal filmler için, oyuncu ve teknik ekip katılımlarıyla Bursa galaları gerçekleştiriliyor. Zamanın yazlık sinemalarını yaşatmak için yapılan etkinlikler, Bursa’nın farklı ilçelerinde, sokaklarında kurulan açık hava sinemaları da yine Bursa sinema kültürünü yaşatmak ve “Nerede o eski sinemalar?” sorusundaki özleme çare bulabilmek için.

Bir sihirdi Bursa’da sinema bir zamanlar… Gizemli bir yolculuktu sinema salonları… Televizyonsuz yılların en büyük eğlencesiydi yazlık sinemalar… Biz mi onları terk ettik yoksa onlar mı zamana yenildiler, bizi bırakıp gittiler bilinmez ama Bursa da Bursalılar da kolay kolay vazgeçmeyecek bu sinema sevdasından… Filmleri sinemalarda izlemeye, karanlık salonlarda perdeden yüzüne vuran ışığın keyfini sürmeye, yeni filmleri, seansları takip etmeye devam edecek. Belki yolda yürürken karşısına çıkan “vizyonda bu hafta” panosundan görüp hangi filmi izleyeceğine karar verecek belki de filmini “www.dergibursa.com.tr”nin “Bursa sinemaları” köşesinden seçecek. Hatta biletini bile internet üzerinden alacak. “Bursa’nın sinema sevdası” hiçbir zaman bitmeyecek. Hiçbir şey eskisi gibi, eskideki gibi olmayacak belki ama makine odasından gelen o ışık hiç sönmeyecek.

3,2,1 kestik!

Kaynaklar ve kaynak kişiler:Bursa Büyükşehir Belediyesi,Kent Müzesi,Nilüfer Belediyesi,Tayyare Kültür Merkezi,İnSanat Derneği,Aykırı Sinema Derneği,Deniz Dalkılınç,Ertan Akman,Ferruh Nayman,Jale Kazıklı,Nail Nayman,Sebahattin Kılıç,Suat Oktay Şenocak,Raif Kaplanoğlu,Ümit Özmen

Yorumlar

comments

Etiketler

Bu da ilginizi çekebilir

Kapalı
Kapalı