28
bursa dokusu
eyvan ile dört halvet odası bulunur.
1584, 1678 ve 1962 yıllarında onarılan
hamam, son onarımdan sonra çarşıya
dönüştürülmüştür. Orhan, Bıçakçılar,
Kadınlar, Hallaçlar Hamamı adıyla
da anılmış olan hamam, bugün daha
çok antikacıların bulunduğu Aynacılar
veya Karagöz Çarşısı adıyla biliniyor.
Aynacılar Çarşısı denmesinin sebebi
son onarımdan sonra bu çarşıya
gelen bir tüccarın, çarşı duvarlarına
ayna astırmasıdır. Hamamın çarşıya
dönüştürülmesi sırasında bazı
değişiklikler olmuş, tümüyle hamam
özelliğini yitirmiştir. Kurnaları da
kaldırılmıştır.”
Okçular Çarşısı
“En eski çarşılardan biri olan Tarihi
Okçular Çarşısı İnönü Caddesi ile
Gümüşçeken Caddesi arasında
kalan yaklaşık 200 metrelik bir çarşı.
Alacamescit Mahallesi sınırları
içerisinde yer alan çarşının doğusunda
Kayhan Çarşısı, batısında Tuz
Pazarı bulunuyor. Nalıncılar Sok.
Kütahyalılar Sok. Hamam Sok. Gümrük
Sok. Bıçakcılar Sok. Okul Sok. ve
Okçular Sok. çarşının 7 ayrı kolu ve
kapısı konumunda. Tarihi Çarşılar
ve Hanlar Bölgesi’nin 1500 metrelik
ana aksı üzerinde yer alan çarşı,
Heykel önüne, Ulu Cami’ye, Kapalı
Çarşı’ya, metro istasyonlarına ve
Kocaahmet Otoparkı’na yakınlığı ile
alışverişe uygun konumda yer alıyor.
14.yüzyılın sonlarına doğru oluşan
çarşı ve Şerafeddin (Alacamescid)
Mahallesi günümüze kadar varlığını
sürdürebilmiştir. Özellikle Osmanlı
ordusunun ok, bıçak, kılıç ve postal
ihtiyacının çarşıdan karşılandığı tarihi
belgelere dayanır. (1516 yılında
250.000 ok siparişi) Yine çarşının
ismindeki ok yapımındaki ustalığından
geldiği rivayet edilir. Yüzlerce yıldır
varlığını sürdüren tarihi çarşıda onlarca
sivil mimari örneği yapının yanı sıra
1.Murat Hüdavendigar döneminden
Kütahya (Çukur) Han ve Şerafettin Paşa
Camisi (Okçular Camii) ve Nalıncılar
Hamamı ile Fatih döneminden
Karakadı Camisi bulunur. Son 25-30
yıl öncesine kadar çarşı ve civarında
her türlü ev, tarım ve kişisel ürünlerin
(özellikle bıçak ve ayakkabı) imalatı
ve satışları yapılırken bugün genellikle
kişisel ürünlerin ticareti ön planda...
Dükkanların geneli konfeksiyon ve
ayakkabı üzerine satış yapıyor.”
Tuz Pazarı
“Adından da anlaşılacağı gibi
tuz satılan pazarmış zamanında.
Çoğunluk gıda üzerinedir. Tavukçular,
sakatatçılar, peynirciler, zahireciler,
balcılar, cevizciler, kestaneciler vardır.
Önünde kurulan sürekli pazar yeri ile
Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ndeki en
hareketli yerdir. Sebzenin, meyvenin,
balığın en tazesi, çerezin, bakliyatın,
süt ürünlerinin en iyisi bu pazarda
sergilenir.”
Gümüşçüler Çarşısı
“Ulu Cami’nin hemen karşısındadır.
Sultan Yıldırım Bayezıt döneminde,
Ulu Cami’ye vakfedilmek amacıyla
yaptırılmıştır. Bugün Kuyumcu Hamamı
olarak da anılır. Söylenceye göre,
hamamın yapımı sırasında taş taşıyan
işçilerden birinin sürekli olarak,
taşları camiye götürdükten sonra geri
getirmesi sultanın dikkatini çekmiş.
Sorunca da cenabet olduğu için
kutsal bir mekâna taşları koyamadığını
söyleyince, buraya hamam yapılmıştır.
Duvarları moloz taşından örülmüş olan
hamam, çeşitli felaketler nedeniyle
çok yıpranmıştır. Hamam küçük ve
tektir. 1707, 1551 ve 1718 yıllarında
esaslı onarım gören hamam, uzun
yıllar bakımsız bir durumda depo
olarak kullanılmıştır. Soğukluğun üzeri
7 metrelik bir kubbeyle örtülüdür.
Soğukluktan, sekiz dilimli bir göbek
taşının bulunduğu bölüme girilir.
Buradan da iki halvet odasına
girilir. Bugün şahıs malı olup, tamir
edilen hamam, halen işyeri olarak
kullanılıyor. Hamamın çok uzun yıllar
kahvehane olarak kullanıldığı eski
gravürlerden anlaşılıyor. Hamam,
yakın zamanlara kadar kahvehane
özelliğini sürdürmüştü. Şimdi daha
çok gümüşçülerin bulunduğu bir
işyeri olmuştur. 1976 yılındaki gazete
haberlerine göre Bekârlar Hamamı
olarak anılıyormuş.”
Kayhan Çarşısı
“Bursa’nın en önemli çarşılarından
Kayhan’da birçok kez yangın
çıkmıştır. Hatta Bursa yangınlarının
çoğu buradan çıkmaktaydı. Bunun
nedeni, bugün bile mahallede bulunan
demirci ve bıçakçıların ocaklarıydı.
Çarşının Selçuk Hatun vakfı olduğu
anlaşılıyor. Burada bazı günler
sebze pazarları da kurulurmuş.
Çevresinde ve Kapalı Çarşı’ya
doğru ise, Bursa’nın ünlü bıçakçıları
varmış. Bıçakçılar bugün halen aynı
yerde faaliyetlerini sürdürmekteler.
Evliya Çelebi bu çarşıda, yemiş
pazarcılarının dükkânlarını meyve
dalları ile süslediklerini yazar. Mevcut
11 pideli köfteci, 2 köfteci, 5 pideci, 3
kuruyemişçi, 3 lokanta, 2 ekmek fırını,
3 tatlıcı-börekçi, 3 kasap, helvacı-
balıkçı- manav-bakkal ile gıda ağırlıklı
olmakla beraber 3 hırdavatçı, 8 bıçakçı,
5 nakliyeci, 3 konfeksiyoncu, 5 demirci,
3 marangoz, 6 tenekeci, 2 kömürcü,
2 inşaat malzemecisi ve 5 kahvehane
ile beraber muhtelif sanatkarları
barındırıyor.”
Bayathane
“Tuz Pazarı Çarşısı’nda başlayıp, Tuz
Pazarı Cami’nin yanında Cumhuriyet
Caddesi’ne kadar inen caddedir
Bayathane. İsminin nereden geldiğiyle
ilgili çeşitli rivayetler bulunur. En
kuvvetli olarak görünen Bayat
Pazarı’ndan geldiğidir. Eski Eşyaların
satıldığı, 2. el eşyaların satıldığı yerlere
bayatpazarı denilirdi. Bununla ilgili iki
pazar yeri vardı. Bir tanesi bugünkü
Bat Pazarı denilen yer. Zamanla Bat
Pazarı oldu. Diğeri de Bayathanedir.
O da Bayat Pazarı’ndan Bayathane
olarak değişti. Bir başka söylentiye
göre ise, ekmeğin karne ile satıldığı
İnönü zamanında burada bulunan bir
fırın daha ucuza ve özellikle fakirlere
bayat ekmek satarmış. Bayat ekmek
satılan yer zaman içerisinde Bayathane
olmuş...”
1...,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29 31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,...156