Neskar Otomotiv
Ted Bursa Koleji
Sheraton Bursa Hotel
Eker Efsane Yoğur

Duygunuz mu?

Duygunuz mu?

 Duygu yoksunu oluyoruz, imdat! Artık insanlar mı delirdi, teknolojiye yenik mi düştük yoksa çağ mı bizi yendi bilemem. Fakat şu bir gerçek ki, duygularımız perişan…

 Dünya garip bir çıkmazın tam ortasında. Artık büyük şairler yetişmiyor mesela. Felsefe eskisi kadar insanların odağında değil. Sanat eserlerinde yeni akımlar çıksa da kalıcı ve herkesi derinden etkileyen bir hal, bir türlü alamıyor. Yüzeysel, aceleci, samimiyetsiz, tüketen, sabırsız, yalnız, hoş beşi az, saygısız, tahammülsüz, bilgisiz insanlarla dolu ortalık… Bireyselleşmenin ve tüketim kültürünün popüler kültürle harmanından ancak bu kadar duygu çıkıyor ne yazık ki. Metalaşan toplum düzeni, tekdüze, az sesli, yavan bir hal alıyor her geçen gün. Diller ölüyor kimse konuşmadığı için, kullanılan diller ise yozlaşıyor. Kelimeler, deyimler git gide azalıyor. Azalan, insanlık biraz da. Çünkü kaybolan çeşitlilikler bizi duygusuzlaştırıyor. Fakat tüm bu eksilmelere rağmen insanı derinden etkileyenler varlığını sürdürüyor bu yüzden biz ne kadar duygusuzlaşsak da bazen olaylar, bazen doğamız bizi duygusallaştırmaya devam ediyor. Çünkü beş duyumuz bizi idare etmeyi sürdürüyor. Algılarımız ne kadar kapatmaya çalışsak da hala açık. Etkileniyoruz.

Olumsuz bir tablo ile özetlesem de çağın imkanları ile serpilen birçok farklı duygu da hayatımızda. O yüzden çok da enseyi karartmadan, doğadan ilham alarak doğaya dönmemizin çare olduğunu düşünüyorum. Tıpkı onun gibi yavaşça yaşasak her şeye çare de bulacağız sanki. Yavaş yemek yesek, kendimize ayırdığımız vakitleri sakince yaşasak. Yetişme ve tüketme arzusundan biraz olsun uzaklaşsak, dünya şairleri tekrar yetişir. Yeni sanat akımları bizi derinden etkiler yine. Yetişmeye çalışmazsak tekrar selam verebiliriz birbirimize. Hoş beş sohbetler eder, birbirimizi sevmeyi ve saygı içinde yaşamayı tekrar başarabiliriz. Samimiyetle başlayan günlerimiz bilginin ışığında tekrar derinlemesine anlamlar kazanabilir. Bahardan ilham alabilir insan, yeniden doğabilir.

Temamız: duygu. Bursa’nın alacalı güzel çiçeği “erguvanı” kokladık ilham almak için. Nostalji yolculuğumuza “Edith Piaf” eşlik etti. Üstelik onu “plaktan” dinledik. Fotoğraflarımızı ve öykülerimizi “duygusal” olanlardan seçtik. Yazarlarımız “duygulandıracak” yazılar kaleme aldı. Dileriz duygularınıza tercüman olmuşuzdur.

Keyifli okumalar dilerim.


Did you heel[1]?

We are losing our emotions, help! I don’t know if people went mad, succumbed to technology or the modern age. But it is indeed true that our emotions are in a bad state…

The world is in the middle of a strange dilemma. For instance, there are no longer any great poets. Philosophy is not at the center of people’s lives as it used to be. Even though new trends emerge in art, they can never transform into something that affect everyone deeply and permanently. We are surrounded by superficial, hasty, insincere, consuming, impatient, lonely, disrespectful, intolerant and uninformed people… Unfortunately, this is as much emotion as we can get from a mixture of individualization, consumer culture and popular culture. The commercialized social order is continuously becoming humdrum, barren and monophonic. Languages are dying away because no one speaks them, while the spoken languages are becoming more and more degenerate. The words and idioms used are fading away. It is actually humanity that is fading away. However, despite all this decay, the factors that affect us deeply continue their existence and hence various incidents and our nature continue from time to time to make us more and more emotional. Because our give senses are still guiding us. Our perceptions are open even though we strive to close them. We are influenced.

Even though I put forth a negative perspective, there are still many emotions in our lives that thrive with the opportunities provided by the modern age. That is why, I am of the opinion that being inspired by nature and turning our faces towards nature is the only way out. It seems as if we can find a solution for everything if indeed we could live slowly like it does. If we could eat slowly and lived the moments that we spare for ourselves more slowly. Renowned poets can again blossom if we step out of this desire to reach somewhere and consume. New art trends would again affect us deeply. We can continue greeting each other if only we could live slower. We could learn to chit chat, love and respect each other again. Our days that start with sincerity may gain further meaning in the light of knowledge. People can be inspired by spring and be reborn.

Our theme: emotion. We smelled the beautiful flower of Bursa for inspiration: the redbud. “Edith Piaf” accompanied us in our nostalgic trip. Indeed, we listened to her “records”. We chose “emotional” photographs and stories. Our authors penned articles that will “move” us emotionally. We hope that we were able to articulate your feelings.

Happy reading.

[1] A play of words combining the verbs “feel” and “hear”

Yorumlar

comments

Etiketler

Bu da ilginizi çekebilir

Kapalı
Kapalı