Neskar Otomotiv
Eker Efsane Yoğur
Ted Bursa Koleji

Duygu mahzeni

Duygu Mahzeni      

Bebek doğduğu anda temel insani, sosyal gereksinimleri kendini gösterir. Görülmek, sevilmek, yeterlilik ve değerlilik. Bu durumların oluşturduğu huzur gelişimsel basamakların temelidir. Annesinin kendisini “gördüğünü” bilen bebek güvenle dünyaya bağlanır, çünkü ihtiyaçlarının görüldüğünü, zor anlarında görüldüğünü ve mutlu olduğunda görüldüğünü bilir. Bebeğin kendisine eşlik eden ebeveynin varlığı bebeğe huzur deneyimini yaşatır. Birçok açıdan mutlu, neşeli hissettiğimizde bile zaman zaman huzursuzluğun derinlerde bir yerde var olduğunu biliriz. Temel huzura dönüş, bebekliğin cennet anına dönüştür bizim için, size içten ilgi gösteren, ihtiyacınızı sizinle birlikte deneyimleyen ve elinden geldiğince yardımcı olan birinin varlığıdır.

Biz bu duygusal ihtiyacı bir eşte, arkadaşta, öğretmende ya da yakın ilişki kurduğumuz tüm kişilerde ararız. Tekrar tekrar aynı huzuru hissetmek için, arayışımız hep sürer. Erken dönemde bu bağda bir kopukluk olduysa, duygularımız hasar alır ve biri bize ilgi bile gösterse sahte, yapay ya da yetersiz gelebilir. Ya da ihtiyacımız karşılansa bile bir ilişkide daha fazlasını isteyebiliriz. Şu anki ilişkilerimizin bizi tam doyurması hem bebek halimizin tamiri hem de şimdiki benliğimizin ortak bir arzusudur. Tam doyum sadece bebeklikte olduğu için yaşam içindeki duygusal boşluğu doldurma çabamız devam eder durur, bir tarafımız hep bebekliğini özler. Dilimizdeki “geçmiş zaman ne güzeldi” diye dolanan söz gibi.

Bebeksi huzuru ararken dikkatimiz açıktır ve bunu ilişkilerimizde hep kontrol ederiz. Bazen birinin bizi anladığını hissederiz ama bizim gibi hissettiğini hissedemeyiz, ya da hissettiğini söylediği duyguyu onda göremeyiz. “Senin için çok üzüldüm, seni tabi ki seviyorum, keşke burada olsan” gibi çok içten görünen ama size bu hisleri yaşatmayan cümleler olabilir bunlar, işitilen ama hissedilmeyen. Bu cümlelerin içten olup olmadığını anlama becerimiz bebekliğimizin başında kazanılan becerilerdir, bir bebek anne kucağında nasıl istendiğini/istenmediğini anlarsa biz de bir ilişkide istenir gibi görünsek de istenmediğimizi anlarız. Bu da varoluşsal huzurumuzu bozabilir. Huzur arayışında temel duygusal ihtiyaçlarımıza değer veren, duygudaşlık kurabileceğimiz ilişkilerimizin bol olması dileğiyle…

Yazı / Text: Psk. Ayşegül Alkış 


Vault of Emotions

Primary human and social requirements emerge as soon as a baby is born. Being seen, being loved, sufficiency and worthiness. The sense of peace that develops as a result forms the foundation of the developmental steps. The baby bonds safely to the world knowing that it is “seen” by its mother, because it knows that its needs are met, that it is seen during difficult as well as happy times. The presence of the parent instills a sense of peace in the baby. We are aware of a sense of unease deep down somewhere even when we are happy and joyful in many aspects. The return to fundamental peace is the moment of returning to the paradise of infancy and the existence of someone who experiences your every need with you while helping you in any way they can.

We seek this emotional need in a spouse, a friend, a teacher or anyone we are closely related with. We continue this search to feel the same pace over and over again. If there was a hitch in this bond early on in our life, our emotions are damaged and the attention of others may seem either artificial or insufficient. Or we might demand more even when our needs are met. The full satisfaction provided by our current relations is the repairing of our babyhood as well as the common desire of our current self. Our efforts to fulfill the emotional gap in our lives continue since full satisfaction is possible only during infancy. Just like the words we keep on repeating: “those were the days!”

We are fully alert when seeking that infantile peace and we always keep this under control in our relationships. Sometimes we feel that one understands us but we cannot feel that they also feel like us or we cannot see the emotion that they actually say they feel. These may be sentences like, “I am very sad for you, of course I love you, I wish you were here” which seem quite sincere but fail to make you feel them deep down in your heart; words that are heard but not felt. This skill of understanding whether these words are sincere or not is acquired at the beginning of our infancy; just like the way a baby understands if it is wanted or not while on its mother’s lap, we also understand that we are not desired in a relationship even if it seems as if we are. This may disrupt our existential peace. May we have many relationships that value our emotional needs in our quest for peace…

Yorumlar

comments

Etiketler

Bu da ilginizi çekebilir

Kapalı
Kapalı